Dünya En çok deĞerli Ellerin Rüzgarını ister.

 Günümüzün yazısına giriş yapalım hep birlikte. Değer, dedi bugün bir fısıltı bana ve tekrar geri dönüyorum aranıza. Sahi DEĞER nedir? İçimizde bulunan, Yaradılanı severim Yaradan’dan ötürü mantığı ile her gördüğümüz ve bize her adım  atana hemen koşmamız? Aslında değer, biz insanları içimizde nereye koyarsak ona göre şekillenen bir sıvı gibi değil mi sizce de? Her kabın şeklini alabilen iyi yere koyduğumuzda gönlümüzde hep güzellikle anılan ancak kırgınlıklarla o kaptan çıkardığımız ve belki de kabı bile fırlatıp attığımız, artık yerinin gönlümüzde yeri olmadığını düşündüğümüz o kavram… Değer aslında bizim vicdani ve insani değerlerimiz, biz farkına varmadan küçücük insanları kocaman yerlere koyduğumuz ve sonra hayal kırgınlıkları yaşadığımızı ilan ettiğimiz ama bunu da yine kendi isteğimizle yaptığımız o nokta. Sahi hayal kırıklığı neydi? Hayal kırıklığımızın bizim insanları kendi kurgumuzla bir şekil verip gerçekte o şekilde olmayan insanlara karşı beklentilerimiz mi? Peki bu beklentilerimizin değer kavramına etkileri çokça yok mu hayatımızda? Değer nedir ben sizlere açıklayayım o halde. Değer kişinin kendisi gibi başkalarını yargılamasıdır yani kendimize verdiğimiz değeri bir ayna gibi başkalarında görme beklentisidir. O zaman değer kavramını dışarda değil içeride ararsak eğer o zaman kimsenin hayal kırıklığı yaşatamayacağı, değersizlik kavramını ortadan kaldıran o sırrı sizinle paylaştım. Şimdi bu bilgiyle ne yapacağınız size kalmış. Gönlünden öperim herkese çok değer verip kendini unutan güzel insan biraz da kendinle vakit geçirme vaktidir. Huzurlu günler dilerim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

An’da kalmayı öğren! Koştururken hayatı kaçırabilirsin…

Düştüğünde Üretirsen Şahane bir Lamba Ellerine düşüveriyor.

Madem Umut Taşıyorsun Lütfen Unut Lafı güzaf Uydurma Konuşulanları