Kayıtlar

Zor İncindiğini Hissettiğimiz İnsanlar Narindirler

 ZİHİN dedi bir fısıltı yine ve döküldü parmaklarıma sözcükler. Zihnimizde olanlarla ilgili bilginiz var mı acaba? Mesela kafamızın içinde kurduğumuz, hayal olan şeyleri zihnimiz belli bir süre sonra gerçek sanıp ona göre yaşamaya başlayabilir biliyor muydunuz? Zihin, herşeyi tutan ama hepsini unutmuş gibi yapan farklı bir oluşumken neden ona güzel şeyler öğretmek yerine sadece mutluluğa odaklayıp ve bunu bir kalıba koyup ardından da mutsuz olduğumuzu düşünüyoruz? Günümüz mutluluk kavramları neden bize dayatılan şeylerle sınırlı? Biz nerede küçük bir kelebeğin kanat çırpışını görünce mutlu hissettiğimiz o anı bıraktık? Düşün ki küçücükken tertemiz zihnin bulutları pamuk şekere benzetirdi ve öylece mutlu olurdun. Ne değişti şimdi hayatında? Sadece ufacık şeylerle mutlu olmak varken kocaman şeylerin bile sahibiyken mutsuzlukla yaşamak neden? Unutma o çocuk neşeni kaybedersen hayat seni yetişkin acılarıyla sınar. Bırak o halde yetişkinleri al eline uçurtmanı ve uçur uçsuz bucaksız mav...

Dünya En çok deĞerli Ellerin Rüzgarını ister.

 Günümüzün yazısına giriş yapalım hep birlikte. Değer, dedi bugün bir fısıltı bana ve tekrar geri dönüyorum aranıza. Sahi DEĞER nedir? İçimizde bulunan, Yaradılanı severim Yaradan’dan ötürü mantığı ile her gördüğümüz ve bize her adım  atana hemen koşmamız? Aslında değer, biz insanları içimizde nereye koyarsak ona göre şekillenen bir sıvı gibi değil mi sizce de? Her kabın şeklini alabilen iyi yere koyduğumuzda gönlümüzde hep güzellikle anılan ancak kırgınlıklarla o kaptan çıkardığımız ve belki de kabı bile fırlatıp attığımız, artık yerinin gönlümüzde yeri olmadığını düşündüğümüz o kavram… Değer aslında bizim vicdani ve insani değerlerimiz, biz farkına varmadan küçücük insanları kocaman yerlere koyduğumuz ve sonra hayal kırgınlıkları yaşadığımızı ilan ettiğimiz ama bunu da yine kendi isteğimizle yaptığımız o nokta. Sahi hayal kırıklığı neydi? Hayal kırıklığımızın bizim insanları kendi kurgumuzla bir şekil verip gerçekte o şekilde olmayan insanlara karşı beklentilerimiz mi? Peki ...

An’da kalmayı öğren! Koştururken hayatı kaçırabilirsin…

 Sahi hiç bir durup şöyle etrafını sadece izlediğin oldu mu? Ya da sen gitmeden sana gelmesini istediğin bişeyi bekledin mi hiç hareket etmeden? Yaşam bize iş hayatıyla birlikte durmadan çalışmamızı, çabalamamızı ve her şeyin peşinden sürekli koşmamızı öğretiyor. Bu günlerde soluklanıp beklemek biraz durulmak zorlaşırken zaman akıp gidiyor yetişemem düşünceleri beyninde dans ediyorken asıl şimdi bekle ve derin bir nefes al. Aldığın nefesi bile içselleştir ve bekle ne kadar sürede dışarı çıkacak, vücudunda nasıl bir etki bırakacak gözlemlemeyi bir dene. O kadar çok her şeye yetişmeyiver n’olabilir ki? Ne kadar, neyi, nasıl kaçırabilirsin ki? O kadar koşarken ben hayatımda tam da yaratıcının dur da bir soluklan, sakin ol bak bir bedenin var ve hislerin var onları dinle, izle ve bir filtreden geçir analiz zamanı dediği anlardan birinde elimde kitap ayaklarımı uzatmış ve canım sıkıldıkça kendimi önemsemeye çalıştığım (ne kadarını gerçekleştirebildiğini bilmediğim) ama elimden gelenin e...

Kendini Asla Laflarla Pasifleştirme

  KALP kendi içinde taşıdığın, dışarıdaki herkesin daha çok etkileyebildiği, asla söz geçiremediğimiz ama olmasa da yaşayamayacağımız en kıymetli parçamız. Ne zaman biri bir şey söylese hemen hızlanıp bi dengenizi bozar önce, ardından sorgulamadan hemen bir karar alır kendi başına sonra sen bakakalırsın öylece. Boşuna mı bunca şiire, şarkıya, söze konu olmak… Kalp 4 harf 1 hece… Yapma dersin hemen senin için atmayı bırakıp daha önce hiç hissetmediği biri için atmaya başlar. Sonra o birinin size söylediği kırıcı, yorucu ve yıpratıcı ne varsa onu alıp kendinde arar hep hatayı. “Sen çok hassassın ondan oluyor” der. Ama biz de karşısına çıkıp ya bi dakika ya sen benim organlarımdan birisin nasıl olur bu kadar söz sahibisin bana da sormadan zaten bişeyler yapıyorsun sen işine baksana kardeşim git organlara oksijen taşımaya devam et diyemiyoruz. Kalbiniz bu denli kime kırılıyorsa anneniz, babanız, kardeşiniz, sevgiliniz kimseye kırılmasına izin vermemek için ne yapmamız gerektiğini inanı...

Madem Umut Taşıyorsun Lütfen Unut Lafı güzaf Uydurma Konuşulanları

  MUTLULUK diyelim ve başlayalım… Mutluluk nedir ? Bir kelebeğin kanadındaki renkler mi? Yoksa bir bebeğin kahkahaları mı? Bana sorarsanız mutluluk alınan ufacık nefes, görülen en güzel manzara, duyulan en nadide kokular, tadılan en lezzetli yiyecekler ve sevdiğinizin teninize dokunduğu o sihirli ellerdir. Belki de sadece bir an uzaklara dalıp o tüm sevdiklerinizle yaşadığınız ufacık anılardır. Siz mutluluğu ararken hemen yanıbaşınızdan kulağınıza bir ses çalınır “ Of hayatta böyle işte ne kadar acımasız hiç mutluluk yaşatmaz hep göz yaşı” diye. İşte o an aklınıza gelen tüm kıymetli anılar yerini mutsuz anlara, can sıkıntılarına ve negatif bir sürü şeye bırakıverir. Kapat kulaklarını duyma desen de duydum diyip küçük bir kötülük sızdırırsanız kulağınıza işte o an bir daha hiç mutlu olamayacakmış hissi sizi sarsıp sarmalar. Böyle insanlar Harry Potter filmindeki ruh emiciler gibi senin mutluluğunla beslenir ve seni mutsuzluğunla baş başa bırakır. Sen aldırma öğren, çıkar asanı, ona ...

Düştüğünde Üretirsen Şahane bir Lamba Ellerine düşüveriyor.

 DÜŞLE dedi kafamda bir ses ve düşlemeye başladım. Hayatımı, enlerimi, sağlığımı, işimi ve bir anda elimde kocaman bir Alaaddin’in Sihirli Lambası beliriverdi. Diledim ondan tüm dileklerimi ve baktım ki hepsi aslında benim minicik ellerimin ve kalbimin maharetiymiş. İşim, yaşantım, önceliklerim değişiverdi. Kimse senin istemediğin bir yaşantıyı yaşamanı senden isteyemez. Sen de buna izin vermemelisin. Küçük yaşlardan itibaren mahalle baskısı ile o ne der, ya şöyle derlerse diye büyütülen bizler o görünmez kabuğun içinde bilinçsizce kala kalıyoruz. Sadece gözlerimizi hareket ettirerek hiç bir müdahalede bulunamadan birilerinin bizi kurtarmasını bekliyoruz. Sana tek tavsiyem, sınırlarını sadece kendin belirle. Bir bakmışsın sınırsız oluvermiş ve tüm dünyaya kafa tutabilecek bir lider gibi flama elinde hayatın için en önde savaşmaya hazır bir kahraman olmuşsun. Kendisi için bir kahraman bekleyen milletler nasıl yok olduysa tarihte sen de kendi kahramanın ol ve bekleme kimseyi çık o ha...

Yeniliklere Açık Şövalyeler Asla deMotive olmazlar.

 Başlığımız YAŞAM ise o zaman şöyle söyleyelim hayatınız da bir işi aşkla yaptığınızı ve gerçekten başka bişey yapmak istemediğinizi düşündüğünüz bazı zamanlar gelebilir. Hatta sizi bu uğurda işinize olan aşkınızı kullanıp emek hırsızlığı yapan iş yerleri ile karşılaşabilirsiniz. İnsani bağlarınızı hiçe sayan biraz da zor gününde ben vurayım sırtından diyen bazı kurumlar da olabilir. Tam düşüyoruz ya saniyesinde kalkıp da şöyle bir üzerimize baksak mesela. “Aaa bana neler oluyor gücümü kaybetmiş olamam değil mi?” diyip eğer maddi manevi tatmin duygunu karşılamıyor , seni değersiz kılıyorsa sen de bildiğin en iyi yoldan git. Mesela Kpss zorla baktın ülke de Kpss kazanmak zor başka bir mesleğe yönel ama mutlu olmak şartıyla. Unutma senin mutluluğunun ve huzurunun önüne hiç bir şey geçmemeli. Hiç bir şey zor değil yeter ki iste. Yeter ki önemse kendini. O zaman o düştüğün karanlıktan ışıklarla parlayarak çıkıp seni karanlıkta bırakmaya çalışanları da ışığınla kör edeceğinden emin ol. ...